6360 ve 5393 sayılı kanunlarda büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve yetkileri düzenlenmiştir. İlçe belediyeleri, büyükşehir belediyelerine bağlı olarak çalışsa da kendi yetki ve sorumluluklarına sahiptir.
İlçe belediyeleri, kendi sınırları içindeki mahalle ve yerleşim yerlerinde hizmetlerin yürütülmesinden sorumludur. Çöp toplama, cadde ve sokakların temizliği, çevre düzenlemesi, park ve bahçelerin bakımı, mahalle yol ve kaldırımlarının onarımı ile burada sayamadığımız başka hizmetler de bu sorumluluklar arasındadır.
Ancak Nusaybin halkı olarak bizler, belediyelerden yeterince hizmet göremiyoruz. Her seçimde büyük umutlarla oyunu kullanan halkımız hayal kırıklığına uğruyor. Sokaklar çukur ve yarıklarla dolmuş durumda; araç sahipleri zarar görmekten bıkarken, esnaf ve vatandaşlar da toz ve çöplerden şikâyetçi. İlçemizi ziyaret eden turistler hayal kırıklığına uğruyor. Adeta bu durum, sanayi esnafına ve hastane personeline fazladan iş yükü çıkarıyor.
Tarihi bir yerleşim yeri olan ilçemizin altyapısı tamamlanmamış; mevcut altyapı da yetersizdir. Yeni yapılan kanalizasyon ve su sistemi ise sorunları çözmek yerine yeni arızalara yol açmaktadır. Mardin, Kızıltepe, Midyat ve Estel gibi birçok ilçeye su sağlayan Nusaybin’de, bazı merkez mahallelerde düzenli su kesintileri yaşanmaktadır. Patlak borulardan akan sular ise yaz ortasında kış manzarasını andırmaktadır.
Vatandaşlar sorunları dile getirdiğinde ise sürekli aynı yanıtlarla karşılaşıyor: “Kayyum yaptı, büyükşehirin işi, hizmetlerimize engel çıkarılıyor, imkânlarımız sınırlı, eleman sıkıntımız var, belediye borçları…” İyi de, sormazlar mı: Belediyeler ne işe yarar? Size oy veren halkın suçu ne? Halka hizmet etmemek halka düşmanlık değil midir?
Memleketimizi ve halkımızı mağdur eden bu siyaset ne zamana kadar sürecek? Halkımızın parasını nereye harcıyorsunuz? “‘Bu çaldı, şu çaldı’ demekle, duvarlara yolsuzluk afişleri asmakla bu iş bitiyor mu?” Kaç kişi gerçekten mahkemelerde hesap verdi? Onu da görmedik.
Meşhur bir Kürt atasözü der ki: “Go diz ji mâlê be, ti kâre ga di kuleké re derxê.” Yani, eğer hırsız evdense sen evin öküzünü bile bacadan çıkarabilirsin.