BERA B. MALİK EL-ENSARİ (radiyallahu anh)

SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR  “Ölüm Bahçesi Kahramanı!” BERA B. MALİK EL-ENSARİ (radiyallahu anh) Elinin kemikleri görünecek şekilde yanmış olan kardeşi Bera’ya baktı. Enes b. Malik şok içinde iken yapılan bu kahramanlığı, herkes gibi hayret ve dehşet içinde izliyordu. Tüster şehrinin fethinde, kaleden sarkıtılan ucu ateşte kızartılmış çelik kancalı demir zincirlerden biri Enes’e takılınca, her şey bir anda olmuştu. Bera, abisini kancanın ucunda görünce, aklı başından gitmişti. Ansızın bir kedi çevikliğiyle duvarı tırmanmış, kardeşini kızgın kancadan çıplak…
The post BERA B. MALİK EL-ENSARİ (radiyallahu anh) first appeared on İNZAR DERGİSİ. …

BERA B. MALİK EL-ENSARİ (radiyallahu anh)
Yayınlama: 24.08.2022
A+
A-

SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR 

“Ölüm Bahçesi Kahramanı!”

BERA B. MALİK EL-ENSARİ (radiyallahu anh)

Elinin kemikleri görünecek şekilde yanmış olan kardeşi Bera’ya baktı. Enes b. Malik şok içinde iken yapılan bu kahramanlığı, herkes gibi hayret ve dehşet içinde izliyordu.

Tüster şehrinin fethinde, kaleden sarkıtılan ucu ateşte kızartılmış çelik kancalı demir zincirlerden biri Enes’e takılınca, her şey bir anda olmuştu. Bera, abisini kancanın ucunda görünce, aklı başından gitmişti. Ansızın bir kedi çevikliğiyle duvarı tırmanmış, kardeşini kızgın kancadan çıplak ellerinin yanışına aldırmadan kurtarmaya çalışmıştı. Abisi Enes’i kurtarmışsa da elinin eti dökülmüş, kemikleri görünmüştü. Bera acılar içinde yere düşmüş, kıvranıyordu. Enes ona bakınca, aklından nice kahramanlıklarıyla İslam’a hizmet etmiş olan bu yiğidin destanı bir film şeridi gibi geçti.

Hz. Ebubekir dönemiydi. İrtidat hareketleri öylesine çoğalmıştık ki; Mekke, Medine, Taif ve birkaç kabile hariç, hemen her yer İslam’dan çıkmış, isyanlar çoğalmıştı. Hz. Ebubekir, bu fitne karşısında on bir ordu hazırladı. Dinden dönenleri hak yola çevirmek, ancak kılıçla mümkündü.

İrtidat hareketlerinin en tehlikelisi ve kalabalığı yalancı Müseyleme ve kırk bin kişilik ordusuydu. İkrime b. Ebi Cehl’in komutasındaki orduyu yenmesi, gurur ve kibrini daha çok artırmıştı Müseyleme’nin.

Üzerine giden ikinci ordu ise Halid b. Velid komutasındaydı. Ordunun önünde yürüyen öncü birlik içinde, bir asker diğerine seslendi:

-Hey Bera! Sen de öncüler içinde ha!

Gülümsemekle yetindi Bera. Başıyla onayladı arkadaşını. Atılgan ve olağanüstü bir cesaret sahibi Bera’nın aralarında olması, öncü birliktekileri sevindirmişti.

-Yemame’ye geldik, dedi daha önce soru soran asker.

Her iki taraf büyük bir istekle savaşa tutuştuklarında Müseyleme’nin askerleri yavaş yavaş kontrolü ele geçirmeye başladılar. Müslümanlar bozulur gibi olmuşu. Hz. Halid’in çadırı sarılmıştı:

-Komutanın çadırını yıktılar. Ailesini koruyun, sesi yükseldi.

Büyük bir felaket, İslam ordusunun başında dolaşıyordu. Komutan Halid, fark etti ki; yenilgileri İslam’ın felaketi olacaktı. Ne yeryüzünde Tevhid inancı kalacak ne de İslam’ın bayrağı dalgalanacaktı. Emirler yağdırıp askerlerini yeniden düzene soktu. Saflar ve düzen göze çarpar hale gelince usta komutan, yeni ordu düzeniyle şiddetli bir savaşa girişti.

Olağanüstü kahramanlıkların yaşandığı bu savaşta destanlar yazılıyordu. “O gün bu gözler neler gördü, bu kulaklar neler işitti” diye düşündü Enes.

Savaşın ortasında gözleri birine takılmıştı. Adam, çukur kazıyordu. Bacaklarının yarısına dek çukura girdi. Kefenini giyip elindeki sancağını dikti ve şehit oluncaya dek savaştı. Biraz daha dikkatlice bakınca “Sabit b. Kays”  ismi döküldü dudaklarından.

-Ey insanlar!..

Ansızın gür bir ses onu kendine getirdi. Hz. Ömer’in kardeşi Zeyd idi. “Savaşırken dişlerinizi sıkın. İlerleyin ve düşmanınıza vurun. Vallahi Müseyleme yenilinceye veya şehit oluncaya kadar konuşmam. Artık öleceğim kesin…”

Dediği gibi yapan Zeyd, şehadetle taçlanan bir ölüme kadar savaşıp Rabbine yürüdü.

Elinde sancak olan birine daha gözleri takıldı. Ebu Huzafe’nin azatlı kölesi Salim’di bu. Kavminden bazıları:

-Düşmanın sana zarar vermesinden korkuyoruz, dedikçe elinde sancağıyla ileri atılıyor:

-Sancağa muhafız olamazsam ne kötü bir hafızım, diyordu.

Aklına Komutan Halid’in sesini duyduğu geldi. Zayıf ve cılız kardeşi Bera’ya emir veriyordu:

-Onlara yardım et ey Bera!

Sonrasını bir film şeridi gibi seyretti adeta. Bera, bağırıyordu:

-Ey Ensar! Kimse Medine’ye dönmeyi düşünmesin. Bu günden sonra Medine diye bir şehir yok. Tek ve bir olan Allah var, cennet var!…

Hemen saldırıya başlayınca İslam askerleri adeta bir yumruk gibi topluca savaşmaya başladı. Bera, bu emri bekliyormuşçasına herkesi büyülemiş gibi peşinden sürükledi. Müseyleme ve askerleri bozguna uğrayıp geri çekilince, Hz. Ömer’in sözünü hatırladı Enes: “Bera’yı Müslüman ordularından herhangi birine komutan yapmayın. Atılganlığı yüzünden askerleri helak etmesinden korkarım.”

Bozguna uğrayan Müseyleme ve askerleri “Ölüm Bahçesi” diye isimlendirilen yere sığındı. Bera ve Müslüman askerler, geniş ve yüksek duvarlara sahip kale gibi olan bu bahçenin önünde durdular. Gözünü budaktan esirgemeyen Bera, aklına gelen çılgın fikri hemen dile getirdi.

-Beni bir kalkanın üzerine koyun ve mızraklarla kaldırıp bahçenin içine, kapıya yakın bir noktaya atın. Ya kapıyı size açarım ya da şehit olurum.

Herkes birbirine şaşkın şaşkın bakıyordu. Ne diyordu Bera? Delirmiş miydi?  Bu ne biçim teklifti. Hiç bir ısrar Bera’nın teklifini geri aldırmayınca, bir kalkanın üzerine oturttular. Zayıf aynı zamanda da hafif olan Bera, binlerce düşmanın olduğu “Ölüm Bahçesine” fırlatıldı.

Düşer düşmez yakındaki kapıya ulaşmak için önüne geleni öldürmeye başladı. Düşman askerleri şaşkındı. Bu nasıl bir savaşçıydı, ölüme susamış biri mi yoksa kahraman mı? Hayret ve şaşkınlık içinde kendilerine gelene dek Bera, önemli bir mesafe aldı. Kapının önünde kılıcıyla çarpışıyor, önüne geleni ekin biçer gibi biçiyordu. Çelimsiz ve zayıf değil, aslan gibi bir cengaver olması gözden kaçmadı. On kişi öldürdükten sonra kapıyı İslam askerlerine açtı. Dediği gibi yapmıştı. Aldığı seksenden fazla ok ve kılıç yarası sonrası gerisini hatırlamadı. Yığılıp kaldı.

O gün yirmi bin düşman askeriyle beraber, peygamberlik iddiasında bulunan yalancı Müseyleme de öldürülmüştü. Yüce Allah, dinini ve izzetini korumuştu.

Onca yarasına rağmen ölmeyip bir ay sonra sonra iyileşen kardeşi Bera, şimdi gözlerinin önünde bu savaşta şehit oldu. Huzur dolu bakışlarına takılan gözleri yaş dökerken dudaklarından şu sözler dökülüyordu:

-Yüce Allah yüzünü cennette güzelleştirsin ey kardeşim. Peygamberiyle olan sohbetinden dolayı gözünü aydın etsin.

Selam olsun sözünde duran erlere…

Selam olsun Allah ve Resulünü sevenlere…

Selam olsun Bera b. Malik el-Ensari’ye…

 

The post BERA B. MALİK EL-ENSARİ (radiyallahu anh) first appeared on İNZAR DERGİSİ.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.