Toplumun Islahında Sosyal Mühendisin Rolü-2

Bismillah… Geçtiğimiz ay yazıya aktardığımız sosyal mühendisin sosyal hayattaki mevcudiyeti konusuna devam edelim… Öncelikle “sosyal” kavramı hangi aralıklarda anlaşılmalı, bunu açıklamak gerek. Günümüzde her ne kadar yalnızca medya platformları akla gelse de sosyal kavramı; toplumla ilgili olan her şeyi ifade eder. Özetle; aile, iş, okul, toplu taşıma, kamu kurumları, özel sektör vs. aklınıza gelecek her alan bireyin sosyalleşebildiği ortamlardır. Orta yaş yetişkinlerden (40-45 yaş) son yetişkinlik (60-65 yaş) dönemine kadar bireyler hayatın da vermiş olduğu…
The post Toplumun Islahında Sosyal Mühendisin Rolü-2 first appeared on İNZAR DERGİSİ. …

Toplumun Islahında Sosyal Mühendisin Rolü-2
Yayınlama: 29.08.2022
A+
A-

Bismillah…

Geçtiğimiz ay yazıya aktardığımız sosyal mühendisin sosyal hayattaki mevcudiyeti konusuna devam edelim…

Öncelikle “sosyal” kavramı hangi aralıklarda anlaşılmalı, bunu açıklamak gerek. Günümüzde her ne kadar yalnızca medya platformları akla gelse de sosyal kavramı; toplumla ilgili olan her şeyi ifade eder. Özetle; aile, iş, okul, toplu taşıma, kamu kurumları, özel sektör vs. aklınıza gelecek her alan bireyin sosyalleşebildiği ortamlardır.

Orta yaş yetişkinlerden (40-45 yaş) son yetişkinlik (60-65 yaş) dönemine kadar bireyler hayatın da vermiş olduğu tecrübelerle hayattaki sosyalliklerini kısmi de olsa sağlayabiliyorlar. Zira yaşam boyu alınan istemli ya da istemsiz sorumluluklar kişiyi belli bir olgunluk seviyesine getiriyor.

Yanı sıra ilk yetişkinlik (17-22 yaş) dönemindeki bireylerde büyük bir kopuş olduğu gözlemleniyor. Toplumun verdiği büyük resimdeki poza uymayan, hatta kimi zaman kasten aykırı davranan bireyler gözlemliyoruz. Bu aykırılık belki kimi yerde gereklidir fakat çoğunlukla olmaması gereken şekilde ilerliyor. Ya da genç bireydeki bu aykırı ruhu birileri farklı alanlara kaydırıyor.

Öyleyse gençleri, kaynayan kanlarına ve onları tehdit eden sapkın güruhların çokluğuna rağmen nasıl korumalı, bu hususta ne yapmalı?

İlk olarak ebeveynler bireyin ahlaki gelişimini ilk yetişkinlik dönemine bırakmamalı. Bireyi ergenlikten de öte ilk çocukluk döneminde yönlendirmelidir. Aslında daha da ileri giderek söylemeliyim ki; çocuk eğitimi eş seçimiyle başlar. (Bu konuya “Hayat Serüveninde İnsan” yazı dizimizin ilkinde değinmiştik.) Konumuzdan uzaklaşmama adına bu konuyu irdelemeyeceğim.

Öte yandan biz, genç bireylerin muhafazası için ana maddenin dua olduğunu iddia ediyoruz. Gerek sosyal mühendis gerekse yarı sosyal mühendis olan ebeveynler buraya dikkat etmeli. Duayı iki şekilde ele almalıyız: Sözlü dua, fiili dua.

Sözlü yapılan duada en güzel örneğimiz peygamberlerdir. Özellikle Hz. İbrahim’in nesli için yaptığı dua yoğun mesaj içerir. Herhangi bir masrafa, zahmete girmeden yalnızca dilini kıpırdatarak yaptığı dua öteler ötesinde cihanın müjdesi bir evlada (SAV) sahip olmasına vesile kıldı onu.

Bununla birlikte duayı yaparken yine Hz. İbrahim (A.S) örneğindeki gibi (her zaman olmamak kaydıyla) evladın da işitmesi sağlanabilir. Bunu çocuğu rencide ederek değil de Rabbinizle diyalogda olduğunuz o kıymetli anda kendisine yer verdiğinizi gayriihtiyari işitmesi şeklinde yapabilirsiniz. Bu, aynı şekilde davetçi kimliğindeki her sosyal mühendis için de böyledir. Elinin altında bulunan gençlere gerek gizli gerek açıktan kavli dua etmelidir.

Gelelim ikinci ve belki de daha zor olana: Fiili dua. Bu duayı irdelerken işlerin hiç de kolay olmayacağını, zeminin bireyi, sabuna basmaktan daha hızlı şekilde kaydırdığını ifade edelim. Akabinde kendisi de bir gün genç olan ve empati kurmaya yatkın olan ebeveyn ve sosyal mühendis bilmeli ki; bahsi geçen genç, yetişkinlik yaşını hiç tecrübe etmedi. O nedenle fiili dua yaparken anlayış ve empati olmazsa olmaz diyoruz.

Tüm bunlardan sonra fiili duada yapılması gereken ilk şey: Mevcudu korumaktır. Adeta kalan sağlar bizim edasıyla halihazırda elimizde bulunan bireyleri ayakta tutmak en elzem olanıdır. Bunun içinse sosyal mühendisin ve özellikle ebeveynlerin aktif olması gerek. Esefle belirtelim ki; gençlerin şikâyet edilen durumları ebeveynlerin ataleti ve dünya sevgisi nedeniyledir.

Ebeveynler bu atalete kılıf olarak çoğunlukla: “Alimden zalim, zalimden alim doğar” sözünün ardına saklanıp kendisini Nuh Peygambere imtihandaş kılarak tüm suçu çocuğa yüklüyor. Kuşkusuz Hz. Nuh (A.S) evladıyla çetin bir imtihandan geçti. Fakat bu demek değil ki; selin önüne kapılmış gibi doğru yoldan sapan her genç, Hz. Nuh’un evladının misali olsun. İşin doğrusu yukarıdaki sözün ardına sığınarak yükü üzerinden atmak isteyen anne-baba, evladına küfür damgasını da yakıştırmış oluyor. Bu ise bir insana yapılacak en ağır ithamdır.

Bu doğrultuda ebeveynlerin öncelikle kendini kandırmayı bırakarak: “Alimden alim, zalimden zalim doğar.” gerçeğini idrak etmesi gerek. Bu idrak edildikten hemen sonra hem sosyal mühendisin hem de ebeveynlerin payına düşen; gençlere gerçek kahramanlar sunmaktır.

Takdir edersiniz ki; gençlerle hakiki Müslümanların arası gün be gün açılıyor ve bu profesyonelce yapılıyor. Öyle ki; bilinçli olduğunu iddia eden birey bile bu yol ayrımını anlamakta güçlük çekiyor. Gençler artık sahte kahramanlara imreniyor, olağanüstü olduklarını içten içe kabul ediyor ve onlar gibi olmayı hayal ediyor.

Çok değil bundan birkaç yıl önce gençler, bir meslek edinip hayatını düzene koymak üzere plan yaparken şimdilerde hangi videoyu çekip sosyal platformda yayınlarsa daha çok izlenir diye kafa yoruyor. Bu şekilde hayatını geçindirecek meblağı elde edebileceğini düşünüyor. Çünkü bu genç, halihazırda herhangi bir meslek erbabıyla tanışıp meziyetlerini öğrenmemiş, bir işin inceliklerine vakıf olmanın, çabalamanın, emek harcamanın tadına varamamış. Yanı sıra sosyal medyada “içerik üreten” gençlerin sahte dünyalarını gerçek sanarak takip etmiş ve hayalini bu doğrultuda kurmuş.

Öte yandan genç bireyin yetiştiği döneme bakılırsa bilim, teknoloji, üretim oldukça ileri seviyede. Bu gelişime ayak uydurmaya çalışan genç, ebeveynleri tarafından doğru yönlendirilmediği takdirde yanlış mecralarda gelişim gösteriyor ki; biz buna yetişkin eliyle bataklığa itilme diyoruz. Belki ifadelerimiz ebeveynler için oldukça acımasız gibi duruyor fakat artık gençleri suçlamak yerine onlara ne verdiğimizi konuşmalıyız. Hatta bundan sonra ne verebileceğimizi…

Konumuza dönecek olursak; gençlere binlerce yıl önceki kahramanlardan örnek vermek onları harekete geçirmeyecek. Onların bilinçaltında istediği, canlı örneklerdir. Hz. Peygamber’in (SAV) aile içi tutumundan bahsedip kendisi ailesine bunun zıddı fiillerde bulunan bir kişinin sözü gençte herhangi bir etki bırakmaz. Geçmişten verilen bu örnekler genç bireyde yalnızca hayal ürünü olarak kalır.

Bunun yerine davetçi/sosyal mühendis ya da ebeveynlerin öncelikle kendisi bir kahraman olmalı. Gençlerin hallerinin olumlu yönde seyretmesi için ebeveynin ya da eğitimcinin günlük yaşamdaki gündemine dikkat etmesi gerek. Kimlere/nelere imrendiği, kimlerle vakit geçirdiği, üzüntü ve sevinçlerinin neler olduğu büyük önem arz ediyor.

Satırlar uzadıkça konu derinleşiyor. Önümüzdeki yazıda genç bireylerin muhafazası adına yapılması gerekenlere devam edeceğiz inşaAllah… Selam ve dua ile…

 

The post Toplumun Islahında Sosyal Mühendisin Rolü-2 first appeared on İNZAR DERGİSİ.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.