Baykal Gölü’nde yaşayan canlıların yaklaşık %80’i sadece bu göle özgü. Bunlardan en ilginci ise Golomyanka balıkları; yarı saydam, pulsuz, yağ oranı yüksek bu balık türleri, gölün her derinlik seviyesinde yaşayabiliyor ve kendi yavrularını yiyerek beslenebiliyor. Yani gölün derinliklerinde, bilim kurgu filmlerini andıran bir ekosistem var.
İki tür: Comephorus baikalensis ve Comephorus dybowski
%40’a varan vücut yağı oranı
21 santimetreye kadar uzayabiliyorlar
Yavrularını yiyerek besleniyorlar
Bu “yamyam balıklar” Baykal’ın sıradan bir göl olmadığının canlı kanıtı.

Baykal Gölü, tek başına dünyadaki tatlı su rezervinin beşte birini barındırıyor. Ancak bu devasa yaşam kaynağı, iklim değişikliği ve insan eliyle artan kirlilik nedeniyle büyük bir tehlike altında.
PLOS ONE dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, göldeki su sıcaklığı artıyor, buz örtüsü giderek azalıyor ve bu da mikroskobik alg türlerinin (diatomlar) yok olmasına yol açıyor. Bu değişim, yalnızca planktonları değil, yalnızca Baykal’da yaşayan Nerpa fokları gibi endemik türleri de tehdit ediyor.
Göl yüzeyi yılın dört ayı buzla kaplı olsa da, derinliklerde sıcak su akıntıları etkisini sürdürüyor. Bu durum, gölün donmuş yüzeyinde NASA’nın uzaydan görüntülediği dev buz halkaları oluşmasına neden oluyor. Bilim insanları, bu halkaların gölün derinliklerinde dönen sıcak su girdaplarıyla bağlantılı olduğunu söylüyor.
Yaz aylarında su sıcaklığı 16°C’ye kadar çıkıyor
Buz kalınlığı bazı bölgelerde 2 metreyi bulabiliyor
NASA, buz halkalarını ilk kez 2020’de detaylı analiz etti
İnsan kaynaklı atık sular, gölün kıyı bölgelerinde alg patlamalarına neden oluyor. Bu algler, sudaki oksijeni tüketerek diğer canlı türlerinin yaşamını tehdit ediyor. Araştırmacılar, iklim değişikliği ve kirliliğin birleşerek gölü geri dönülemez bir yıkıma sürüklediğini söylüyor.