Türkiye mutfağının demirbaşı olan salçalar, yanlış saklama koşulları nedeniyle kısa sürede küflenebiliyor. Birçok vatandaş, israfı önlemek amacıyla kavanozun üzerindeki beyaz veya yeşil küf tabakasını kaşıkla sıyırıp ürünü kullanmaya devam ediyor. Ancak gıda mühendisleri, bu masum görünen alışkanlığın karaciğer hasarından kansere kadar ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkardığını belirtiyor.

Gıda güvenliği uzmanlarına göre, salçanın yüzeyinde görülen küf tabakası, buzdağının sadece görünen kısmı. Küf mantarları, ‘hif’ adı verilen ve gözle görülmeyen ipliksi kökleriyle salçanın en alt katmanlarına kadar sızıyor.
Yüzey temizlense bile, bu derin köklerin ürettiği ‘mikotoksin’ adı verilen zehirli maddeler kavanozun tamamında varlığını sürdürüyor. Dolayısıyla küflü kısmı atıp kalanı kullanmak, vücuda zehirli madde alımını engellemiyor.
Halk arasında yaygın olan ‘Yemekte kaynayınca mikrop ölür’ inanışı, salça küfü için geçerli değil. Uzmanlar, küflerin ürettiği mikotoksinlerin yüksek ısıya karşı son derece dirençli olduğunu vurguluyor.
Salça yemekle birlikte pişirilse dahi toksik maddeler etkisini yitirmiyor. Bu maddelerin uzun süreli tüketimi; bağışıklık sisteminin çökmesine, karaciğer yetmezliğine ve hücre yapısının bozularak kanserojen etkilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Uzmanlar, salçayı çöpe atmak zorunda kalmamak ve sağlığı korumak için şu saklama yöntemlerini öneriyor: