Narsist, empati yapamayan, diğer insanların duygularını önemsemeyen, kendi menfaatine yönelik kararları duygu durumunu gözetmeden alabilen, diğer insanları aşağılamaktan zevk alan, başarısını diğer insanların başarısızlığından alan insanlara denir. Kurumsal hiyerarşilerde narsistler kurum için çok tehlike olabilir. Narsistin Başarısı, Kurumun Sessiz Çöküşü Modern iş dünyası, bireysel başarı hikâyeleriyle dolu. Hırslı, kendine güvenen, gözünü yükseklere diken bireylerin zirveye tırmanması artık olağan sayılıyor. Ancak bazen bu başarıların arkasındaki kişilik yapıları gözden kaçıyor. Özellikle narsistik özellikler taşıyan bireyler, kurumsal yapılar içinde fark edilmeden ilerleyebiliyor ve bu durum, bireyin başarı hikâyesine karşı kurumun başarısızlığını körüklüyor. Kibir Başarıyı Kamçılıyor mu? Narsist bireyler çoğu zaman özgüvenleriyle, gösterişli sunumlarıyla ve otoriter duruşlarıyla dikkat çeker. Yöneticiler, bu kişilerin sahneye çıkma cesaretini “liderlik potansiyeli” olarak algılar. Narsist kişi, çalışma arkadaşlarının fikirlerini küçümseyebilir, onları görünmez kılar, hatta zaman zaman fikirlerini çalar. Ancak sistem içinde kontrolsüz bir yapı varsa, bu tür davranışlar ödüllendirilir. Çünkü sonuçta öne çıkan, sunumu yapan, alkışı toplayan odur. Dolayısıyla, narsistin başarısı bireysel görünse de, çoğunlukla başka emeklerin üstüne bina edilmiştir. Rekabet Ortamında Etik Erozyon Birçok iş yeri, ekip çalışmasına ve kolektif başarıya vurgu yapar. Ancak gerçekte “çıta hep daha yükseğe” mantığıyla işleyen yapılar, narsist bireylere uygun zemin hazırlar. Empati yoksunluğu, başkalarının hislerine duyarsızlık ve vicdani sorumluluktan uzak durmak, kısa vadede bu kişilere avantaj sağlar. Çünkü narsist kişi, etik ikilemlerde duraksamaz, tereddüt etmeden kendi menfaatine odaklanır. Bu da onu karar almada hızlı ve kararlı gösterir. Yöneticiler, bu “keskin kararlılığı” takdir ederken, altında yatan vicdan yoksunluğunu çoğu zaman görmez. Başarılı Kişi, Hasta Kurum Ne var ki narsistin kişisel tırmanışı kurum için sessiz bir felakete dönüşebilir. Çünkü bu bireyler ekip içi güveni eritir, bilgi akışını bozar, iş birliğini sekteye uğratır. Yetenekli çalışanlar ya bastırılır ya da kurumdan ayrılır. Süreç içinde kurum, dışarıdan hâlâ güçlü bir yapıya sahip gibi görünse de içten içe çözülmeye başlar. Kurumun kısa vadeli kazancı, uzun vadede yerini çalışan devir oranlarının artmasına, yenilikçilikte gerilemeye ve kurumsal itibar kaybına bırakır. Sonunda geriye, narsistin yükselişiyle yan yana anılan ama çöküşe sürüklenmiş bir kurum kalır. Kim Kazanıyor, Kim Kaybediyor? Narsist bireyin başarısı, çoğu zaman “başarılı lider” etiketini de beraberinde getirir. Ancak bu etiket, başkalarının emeğiyle yazılmış bir sahte başarı olabilir. Bu kişi, başka kurumlara transfer olurken arkasında tüm çalışanlara bulaşmış menfaatçi bir kültür, dağılmış bir ekip ve küskün çalışanlar bırakır. Kurumsal hafızanın zayıf olduğu yapılarda bu döngü defalarca tekrar eder. Çünkü narsist, ne yaptığı işten utanır ne de pişmanlık duyar. Başarısını sonuçla ölçer; sürecin kimlere neye mal olduğu umurunda değildir. Sistem, Narsisti Seçtiğinde Kurum Kaybeder Asıl sorun narsist bireyin varlığı değil, bu bireyin sistem tarafından teşvik edilmesidir. Kurumlar, yalnızca “etki bırakanları” değil, “empatiyle yönetenleri”, “ekibini parlatanları” da ödüllendirmeye başladığında bu döngü kırılabilir. Narsistler iş hayatında başarılı olabilirler. Ancak bu başarı, çoğu zaman kurumun kendi ruhundan ve değerlerinden vazgeçmesi pahasına gelir. Ve bu yüzden sorulması gereken asıl soru şudur: Kurumun maslahatını gözetmek için, sistem içindeki narsistleri belirlemek için neler yapılmalı? Derleyen: Mesut TUNCE