,
Tarihi çok eskilere dayanan Nasibeyn, konumu itibarıyla çok verimli ve stratejik bir bölgede yer almaktadır. Zamana ve şartlara göre mimarisi farklılıklar gösterir. Ancak son dönemde yaşanan çukur ve barikat olayları nedeniyle şehrin dörtte üçü yıkılmış, ardından şehir yeniden imar edilmiştir.
Halkımızın çok mağdur edildiği, son derece ilkel ve akıl dışı bir şekilde yapılan çukur ve barikatların neticesinde yaşanan yıkımın ardından, son derece modern bir şehir inşa edildi. Geniş cadde ve sokaklar, çocuklar için parklar ve araç trafiğine son derece uygun park yerleri ile adeta küllerinden doğdu.
Ancak halkımızın hayatını olumsuz etkileyen ve yaşam standartlarının kalitesini düşüren sorunlar bitmedi, bitecek gibi de görünmüyor. Peki neden?
Nedeni, Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in; “Ameller niyetlere göredir.” hadisinde buyurduğu gibi; Kişinin işi, beyninde tasarladığı amacının ve hedefinin görünen meyvesi, yani neticesidir.
Evet, şehrimiz sıfırdan inşa edildi. Ancak bir memleketin olmazsa olmazları olan su, elektrik ve yolları da olmalı. Ama nasıl olmalı? Tabii ki en güzel ve en temiz, kaliteli olmalı; yaşamı yaşanır hale getirmeli ve güzel halkımıza güzel bir yaşam kazandırmalı. Peki, öyle mi? Değil…
Yollar bozuk, sular yetersiz, sokaklar çöp dolu. Her yer çukur. Kazan kazıyor, kazanıyor ama kaybeden halkımız oluyor. Tarlaya musallat olmuş köstebekler gibi kazdıkları çukurları, asfalt, beton ya da taş kısmını bırakın onarmayı, geri doldurmaya bile tenezzül etmiyorlar. Kullanılan malzeme kalitesiz, standartların çok ama çok altında olmakla beraber her malzemeden çalıntı var. Çünkü yapanlar, ihaleye girerken bile mürekkepten ve kâğıttan sözde tasarruf edip, ihaleyi aldıktan sonra “Ne kadar kazanırım?” niyetiyle işe başlıyor. Adamların niyeti baştan bozuk. Adına da “halka hizmet” diyorlar.
Adamlar son derece demokrat, halkçı, emekçi, özgürlükten yana, çağdaş ve modern düşünceye sahiptir. Kulağını çeksen “Kürdistan” ve “Türkistan” diye bağırır. Şekil ve slogan desen, eşi ve benzeri yok. Ama halkın parasını çarçur etmekte, faiz, dolandırıcılık ve tefecilikte uzmanlar. Parklar çöpten, uyuşturucu satıcısı ve içicilerinden geçilmez. Ağaçlar susuzluktan kurumuş, malzemeler kırık, oyun alanları pislik dolu. Birçok parkın yanında bulunan kafelerde dönen gayri ahlaki dolaplar ve buralara giden çocuk ve ailelerin yaşadıkları ruh halini varın siz düşünün.
Patlak su boruları, bozuk elektrik panoları, tozlu yollar ve elektrik, su faturalarına yansıyan paranın haddi hesabı yokken, Sanayi Sitesi’ne çekilen araçlar ve bir o kadar da zaman kaybı cabası.
Bütün bunların yanında en ilginç ve halkımızla adeta alay edercesine cadde ve sokaklara asılan ilanlar var: “Falan cadde bize ait değil, filan belediyeye aittir” ya da zamanında ilkokullarda yapılan temizlik günü misali, “Bu hafta halkımızı çevre temizliğine davet ediyoruz, herkes çevresini temizlesin.” Yani demek istiyor ki: “Ben yiyorum, oturuyorum, yapmamız gereken işleri siz yapın.”
İki tane belediye, bir belediye etmiyor. Sorumluluk yok. Daha doğrusu tabela var, tabelacı yok.
Şehrin adı Nasibeyn, yani iki nasipli şehir. Başta da dile getirdim ama maalesef şehrimiz o kadar nasipli değil. Kürdistan’da birçok şehir yok edildi, şehrimiz de onlardan biridir. Çok şükür şehirlerimiz tekrar inşa edildi ama yaşanılır hale getirilmesi her halde birkaç bahar sonrasına bırakıldı.
Seyfettin Ağırman
